YASİN AKTAY - GANNUŞİ NEYİN CEZASINI ÇEKİYOR? AYDIN, DEMOKRAT, ILIMLI OLMANIN MI? - 12 Şubat 2025 Çarşamba

YASİN AKTAY - GANNUŞİ NEYİN CEZASINI ÇEKİYOR? AYDIN, DEMOKRAT, ILIMLI OLMANIN MI? - 12 Şubat 2025 Çarşamba

YASİN AKTAY - GANNUŞİ NEYİN CEZASINI ÇEKİYOR? AYDIN, DEMOKRAT, ILIMLI OLMANIN MI? - 12 Şubat 2025 Çarşamba


Trump’ın Gazze ile ilgili hezeyan beyanlarının ardından dün de “Gazze’de rehinelerin bırakılmaması halinde Gazze’yi cehenneme çevireceği” yönündeki tehditlerde kullandığı dil Gazzelilere karşı saldırganlıkta ve sahada bizzat ABD sorumluluğunu da resmen tescil etmiş oluyor. Gazzelileri tehcir ve teskin etmek üzere kafasından döktüğü niyetler ABD’nin bu saatten sonra sadece Gazze’ye değil, bütün İslam Dünyasına doğrudan ve acil tehdit oluşturacağını gösteriyor.

Bunun hayırlı tarafı, zaten eskiden beri fiilen var olan bu tehdit veya bu ABD sultasına karşı İslam dünyasında bir tehdit algısının uyanması. Bu tehdidi bu kabalıkta ve bu hadsizlikte algılayan İslam ülkelerinin tamamında buna karşı koyma ve yeni bir eksen oluşturma gerekçesi fazlasıyla doğmuştur. Bunu yapmasalar hepsi birden tarihin çöpüne döküleceklerini bilmeleri gerekiyor. Esasen Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır’ın Trump’ın bu hezeyanlarına karşı verdikleri ilk tepkiler bu konuda oldukça umut verici. Umarız bu hassasiyet gerçek bir tedbir için herkesi harekete geçirir.
Ancak Müslüman dünyanın bu tehditlere gerçek anlamda karşılık verebilmesi için kendi içinde de saflarını birleştirmesi, aralarındaki ihtilafları hatta her ülkenin kendi içindeki gücünü toparlaması gerekiyor. Ülkelerin kendi halklarıyla birleşmeleri, bütünleşmeleri, kendi halklarına dayanma fikrine bir alan açmaları ABD tehdidine ve başka tehditlere karşı koymanın ilk ve en etkili adımıdır. Bunu yine Gazze bağlamında daha önce de söylemiştik. Hem de Tunus’ta 82 yaşında haksız yere tutuklanan Raşid Gannuşi dolayısıyla.
Daha önce de söylemiştik Gannuşi gibiler sadece Tunus vatandaşı değil, bütün İslam dünyasının en umut verici, en ufuk açıcı ve İslam siyaset fıkhı düzeyinde müçtehit seviyesinde aydınlarıdır. Gannuşi’nin kendisi hayatı boyunca barışçıl bir yolla İslam Dünyasında insan hakları, özgürlükler ve demokrasinin gelişmesinin mücadelesini vermiş bir şahsiyet.

Nahda hareketinin lideri olarak Gannuşi Tunus Meclis Başkanı iken parlamentonun Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesine karşı koymuş, ancak onun karşı çıkışı Cumhurbaşkanı eliyle yürütülen darbeyi durduramamıştı. İsteseydi kendisi de seçimlerden birinci parti olarak çıktığında yavaş yavaş veya kademeli olarak bütün otoriteyi ele geçirip bütün muhaliflerini susturabilirdi, ancak o demokrasiye ve ülkeyi birlikte inşaya o kadar güveniyordu ki, böyle bir yola hiçbir zaman tevessül etmedi. Maalesef bizzat kendisinin de seçilmesini desteklediği Cumhurbaşkanının bütün güçleri elinde toplama yolunda şimdi tam bir demokrasi kurbanı haline getirilmeye çalışılıyor. Parlamentonun feshedilmesinden sonra yürüttüğü muhalefeti susturmak üzere kendisi hakkında uydurulan birkaç davayla bir de hapse konuldu.
Ne yazık ki, uzun süredir haksız yere tutulduğu hapisten çıkması beklenirken 4 Şubat 2025’te Tunus mahkemesi, devlete karşı komplo kurmak suçlamasıyla kendisine ve birkaç önemli politikacıya, eski yetkiliye ve gazeteciye uzun hapis cezaları verdi.

‘Instalingo davası’ olarak bilinen davada verilen cezalar, emsali tarihte mebzul miktarda görülen şekilde muhalifleri susturmayı amaçlayan siyasi amaçlı bir yasal işlem olarak görülüyor. Aynı davada eski Başbakan Hişem Mechichi gıyaben 35 yıla mahkum edilirken, yaklaşık 50 sanığa toplam 700 yıldan fazla hapis cezası verildi.

Instalingo, seçim kampanya hizmetleri de dahil olmak üzere dijital içerik üretimi ve çevirisi konusunda uzmanlaşmış bir medya şirketidir. İddiaların aksine, şirket 2019 seçimlerinde Nahda’nın adayı için hiç çalışmadı, bunun yerine Nahda’nın siyasi muhalifi olan Abdelkarim Zbidi’ye hizmet verdi.
Bu karar, özellikle Nahda üyelerini, gazetecileri, blog yazarlarını ve bağımsız devlet yetkililerini hedef alan siyasi muhalefeti ortadan kaldırmak için daha geniş kapsamlı bir baskının parçası gibi görünüyor.
Duruşmada temel yargılama usullerinin hiçbirine, masumiyet karinesi ve savunma hakkına hiç uyulmamış, bizzat Gannuşi davada ilk olarak iki yıl önce 12 saat sorgulanmış ancak herhangi bir suçlama yapılmadan serbest bırakılmışken soruşturma yargıcına uygulanan siyasi baskı sonucu hakkında yeni suçlamalar yapılarak davaya eklendi ve yeniden tutuklandı. Siyasi baskıların en önemli göstergesi davayı ele alan Sousse Mahkemesi’ndeki 6 soruşturma yargıcı ve savcı, siyasi otoritelerin taleplerine uymadıkları gerekçesiyle Adalet Bakanlığı tarafından defalarca görevden alınıp değiştirilmesi

Aynı dava kapsamında Eski Bakan Riadh Bettaieb ve Milletvekili Sayyid Ferjani de dahil olmak üzere diğer siyasi figürler, kendilerini Instalingo şirketine veya devlete karşı herhangi bir komploya bağlayan hiçbir kanıt olmaksızın mahkûm edildi. Gannuşi veya diğer sanıklara yönelik suçlamaları destekleyecek hiçbir maddi kanıt sunulmadı.
Bu arada benzeri görülmemiş bir hareketle, aile üyeleri de bu davada hedef alınarak cezalandırıldı. Oğlu Muaz Gannuşi, 35 yıl; kızı Sümeyye 25 yıl; damadı ve eski Dışişleri Bakanı Rafik Abdessalam ise 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yine Tunus tarihinde ilk kez, siyasi muhaliflere karşı cezalandırıcı bir önlem olarak mal varlığına el konulması getirildi. Bu tırmanış, baskının endişe verici yeni bir aşamasını işaret ediyor; sadece muhalif figürleri hapse atmakla kalmıyor, aynı zamanda onları ve ailelerini mali ve kişisel kaynaklarından da mahrum bırakıyor. Bu da yetmiyor, davada irtibatları ve suçları uydurularak yargılanan Tunus vatandaşı olmayan bazı şahısların Türk vatandaşı olmasına da özellikle bir komplo diliyle işaret edilmiş. Türkiye’ye bu yolla örtülü bir suçlamanın olduğu davanın dili Tunus’a hiçbir zaman hiçbir düşmanlığın içinde yer almamış ve almayacak olan Türkiye’ye karşı bir merkezden yapılan bir kışkırtmanın olduğunu da gösteriyor.

Tunus vatandaşı bile olmayan bir Filistinli ve İslam dünyasının yetkin ve meşhur aydınlarından Wadah Khanfar’ı da davaya katarak ona da 35 yıl ceza kesmek, ortada bir hukuki yargılamanın değil endişe verici bir intikam ve tasfiye hareketinin olduğunu gösteriyor.
Sözümüzün başına dönelim. Gannuşi ismi İslam dünyasında ılımlılığın, demokrasi ve insan haklarının sembol ismidir. Afganistan, Suriye ve Gazze’de silahın gücüyle özgürlüklerin kazanıldığı bir vasatta onun bu şekilde cezalandırılması Gannuşi’nin tarz-ı siyasetinin İslam dünyasında hiçbir şansının olmadığı anlamına mı geliyor? Önümüzdeki günlerin tartışması bu olacak gibi görünüyor.
Gannuşi Filistin Davası konusunda da İslam Dünyasının ihtiyaç duyduğu birlik ruhu ve motivasyonunun en güçlü filozoflarından birisidir. Filistin davasında ortaya bir tavır koymak gerekiyorsa herşeyden önce bu tür insanların konuşmalarına, sahada bulunmalarına fırsat vermek gerekiyor, nerde kalmış onları zindanlarda tutmak… Onları bu şekilde zindanda tutmak, izole etmek İsrail’e ve dostlarına yapılacak en büyük katkıdır.

 

https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasin-aktay/gannusi-neyin-cezasini-cekiyor-aydin-demokrat-ilimli-olmanin-mi-4676340